Kayıtlar

Ağızda hijyen, cihanda hijyen

Resim
      Kara ölüm denen veba salgını 14. yüzyılda başlayıp 19. yüzyıla kadar dalga dalga bütün dünyayı kasıp kavurdu ve yaklaşık 200 milyon insanın ölümüne sebep oldu. Yersinia pestis adlı bakteri kaynaklı bu salgının bitmesi için tek bir şey gerekliydi: Hijyen . Evet, sadece su ve sabun bile vebanın kökünü kurutmaya yetti. Böyle basit önlemlerin, yüzyıllarca etkisini gösteren ve bütün dünyanın hafızasına korkuyla kazınmış ölümcül bir hastalığı sona erdirebilmesi bize önemli mesajlar veriyor. Evet, artık hijyen eksikliği yüzünden kitlesel ölümcül hastalıklara rastlamıyoruz fakat vücudumuzun bakteri bakımından en kalabalık ortamı olan ağzımız ile ilgili bazı ciddi sıkıntılarımız var. "Ağzımızdaki veba diş çürükleridir!" diye biraz nahoş bir tanımlama yapsak herhalde yanlış olmaz.  Dünya Sağlık Örgütü  diş ve dişeti hastalıklarını, yaygınlığı ve tekrarlama sıklığı nedeniyle dünyadaki en büyük sağlık sorunlarından birisi olarak değerlendirmekte. Diş ve dişeti ha...

Kafamızın içindeki tehlike

Resim
Beynimiz evrim sürecinde çeşitli özellikler kazanmıştır. Yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki, bizi biz yapan, "akıllı insan" olmamızı ve rasyonel düşünmeyi sağlayan beynin korteks adı verilen dış kabuk bölgeleri en son evrilen alanlardır. Beynimizin merkezindeki yapılar ise hominid (insansı) atalarımızla ortak olarak sahip olduğumuz yapılardır. İlginçtir ki, yeni doğan bir insan beyninin gelişim süreci de bu evrim süreciyle paralellik gösterir. Yani korteks en son gelişen bölgedir. Alın bölgemizde bulunan, mantıklı düşüncelerimizi oluşturmadan ve dürtülerimizi kontrol etmekten sorumlu prefrontal korteks yaklaşık 20 yaşında tam gelişkinliğe ulaşır. (Yetişkinlerde hoş görülmeyecek bazı dürtüsel davranışların, çocuk ve ergenlerde "gençliğe verilmesi" doğru bir yaklaşımdır.)  Beynin yapısı ve işleyiş mekanizmaları hâlâ tam olarak açıklanamamış olmasına rağmen, bilim bize kafamızın içindekilerle ilgili oldukça ilginç bilgiler sunuyor. Beynin dikkat çekmek istediğim b...

Ölümsüzlük

Resim
Mezopotamya'daki Uruk şehrinin kralı Gılgamış, tanrıların gazabı sonucu yakın arkadaşı Enkidu'nun ölümüne tanıklık eder. Bu olaya çok üzülen ve kendi akıbetiyle ilgili derin bir endişeye kapılan Gılgamış ölümsüzlüğü aramak için çetin bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk onu Büyük Tufan'dan kurtulan ve kendisine ölümsüzlük bahşedilmiş olan Utnapiştim'e götürür. Gılgamış burada bazı sınavlara tabi tutulur fakat başarılı olamaz ve kendisine ölümsüzlük bilgisi verilmez. Teselli olarak da, gençlik ve güç veren "yaşam otu"nun yeri söylenir. Gılgamış, bu otu denizin dibinden çıkarır ama dönüş yolunda bir yılan otu yer ve Gılgamış bundan da mahrum kalır. Gılgamış ve Enkidu          Gılgamış'ın bu hazin hikayesine devam edeceğiz ama önce, ölümsüzlük hakkında neler biliyoruz, onlara bir bakalım. Ölümsüzlük konusunda kafa yormuş, Platon başta olmak üzere birçok filozof mevcut. Ölümsüzlük kavram olarak felsefe, mistisizm ve teolojinin ilgi alanlarına giriyor. Yunan, Roma,...

Kuklaların Efendisi

Resim
Devlet ihaleleri alan büyük bir şirket, çok ince planlamalar yaparak yıllar sürecek bir projeyi hayata geçirir. Bir grup askerin beynine çipler yerleştirerek davranışlarını kontrol edecek ve en sonunda bu kişilerden birinin ABD başkanı olmasını sağlayacaklardır. Fakat bu askerlerin gördüğü rüyalar beyin yıkama işleminin tam olarak başarılı olmasını engeller ve planlar suya düşer. 2004 yapımı Mançuryalı Aday filminde işlenen bu konu oldukça ses getirdi. Filmde beynine çip yerleştirilen kişiye, adeta bir kukla gibi, cinayet işlemek de dahil olmak üzere, bilinci dışında istenilen eylemin yaptırılabildiği gösteriliyordu. Peki bu bilimsel olarak mümkün müydü? Genel olarak "zihin kontrolü" olarak adlandırabileceğimiz bu konu oldukça kapsamlı. Komplo teorisyenlerinin de çok sevdiği bir konu olduğundan, hakkında birçok internet yazısı ve kitap bulunabilmekte. Konu çoğunlukla, istihbarat örgütlerinin, cemaatlerin, tarikatların, ideolojik grupların ve ticari şirketlerin faaliyetleri ek...

Antik insan ne düşünüyordu?

Resim
İnsanlık tarihi, bundan yaklaşık 20 yıl önce okuduğum Jared Diamond’un Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabıyla birlikte ilgimi çekmeye başladı. Hatta bu kitap genel olarak tarih algımda bir değişiklik yaratıp, tarihin bilgiden ibaret olmadığı ve asıl önemli olanın doğru yorumlayabilmek olduğunu öğretti. Bugüne kadar, türümüzün tarihiyle ilgili karşılaştığım en çığır açıcı kaynak ise Yuval Noah Harari’nin Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıydı. 4-5 yıl önce okuduğum bu kitap ve Harari’nin tespitleri konuyla ilgili düşünce yapımın oldukça gelişmesini sağladı; kafamda oluşan soruların cevaplarını aramaya yönlendirdi. İşte bu sorulardan biri okuduğunuz bu yazıya yol açtı. Önceden belirtmeliyim ki, türümüzün kökeni ve tarihi ile ilgilenenler varsa mutlaka Harari’nin kitabını okusun. Bu yazı tarih öncesi insan yaşamının belli bir evresine odaklanıyor. Tabi ki konunun genel çerçevesini çizmek adına kısaca tarihsel aşamalara değineceğim. Yer vereceğim yorumlar, bugünün bilimsel bilgileriyle çeliş...