Düşüncenin evrimsel mirası

 


“Carpe diem!” demiş, ünlü ozan Horatius zamanında. Latince olan bu söz güzel dilimize “günü yakala, ânı yaşa, bugünün tadını çıkar” gibi çevrilebilir. Çoğunlukla komşu, akraba gibi otoritelerce veya sosyal medya gibi bilimsel kaynaklarca, geçmişi düşünüp hayıflanan ve gelecekte olacaklardan endişelenen mutsuz, depresif kişilere bilgece bir öğüt olarak verilir. Hemen herkes hayatında bu şekilde bir öğüt almıştır sanırım. Peki mutsuzluğundan kurtulmak için geçmişi ve geleceği düşünmeyi bırakıp günü yakalayan birisiyle hiç tanıştınız mı? Düşünmemek mümkün mü?

Cogito, ergo sum

Descartes felsefesi gerçeği öznel olarak, düşünerek aramak gerektiğini önerir ve “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözüyle meşhurdur. Bir problem çözmek değil de, kafaya takmak bağlamındaki düşünme eyleminin kendisine baktığımız zaman şimdiyle, anla ilgisi olmadığını kolayca fark ederiz. Bugün ne düşündüğümüzü kendimize sorduğumuzda, cevap çoğunlukla ya geçmişte yaşananlar ya da gelecekteki olasılıklardır.

İnsan: Düşünen hayvan

İnsana yapılan bu tanımlama çeşitli bakımlardan tartışmalı olmakla beraber, üzerinde durduğumuz bağlamda oldukça doğrudur. Sadece insanlar geçmişin muhasebesini yapıp geleceklerini planlayabilir. Bu özelliğimizi de zihin yapımızın yaklaşın yüz bin yıl önce geçirdiği bir değişime borçluyuz. 300 bin yıl önce Afrika’nın ücra steplerinde ortaya çıkan türümüz Homo sapiens, öncüllerinden aldığı özellikleri evrim sürecinde yavaş yavaş geliştirmeye başladı. Kullandığı aletleri çeşitlendirdi, ateşi kullanmayı öğrendi ve avcılıkta ilerledi. Fakat 100 bin yıl önce öyle bir zihinsel gelişim yaşadı ki, bu adeta kendisini besin piramidinin en üstüne ışınlayacak devasa bir sıçramaydı. Harari’nin “Bilişsel Devrim” adını verdiği bu değişim, insana geçmişteki tecrübelerinden dersler çıkarıp geleceğe yönelik planlar yapabilme yeteneği kazandırdı. İşte bu yeteneğimiz bizi yeryüzündeki hâkim tür haline getirdi. Çoğaldık, şehirleri ve medeniyetleri kurduk, teknolojimizi geliştirdik. Bizi diğer tüm canlılardan ayıran düşünme kabiliyetimiz, 100 bin yıldır zihinlerimize kodlanmış durumda ve düşünmeme gibi bir lüksümüz evrimsel olarak yok.

Her devrim tuzaklarıyla beraber gelir

18. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi’nin olumlu sonuçlarından hâlâ faydalanıyoruz. Fakat o dönemde yaşayanların karşı karşıya kaldıkları büyük zorluklara da sebep olmuştur: Kentler kalabalıklaştığı için salgın hastalıklar artmış; fabrikalardaki uzun çalışma saatleri işçiler üzerinde baskı oluşturmuş, hatta yetişkin işçiler yetmediği için çocuk işçiler de işgücüne dahil edilmiştir. Bundan yaklaşık 12 bin yıl önce insanların yerleşik hayata geçip, tarım ve hayvancılık yapmasıyla tanımlanan Tarım Devriminin de dönemin insanları için ciddi sonuçları olmuştur: Ürün fazlası nedeniyle hiyerarşi oluşmuş ve dolayısıyla tarihin ilk eşitsizlik olgusu meydana gelmiş; tek tip beslenme sonucu besin yetersizliklerine bağlı olarak çeşitli hastalıklar baş göstermiş; zor çalışma koşullarına bağlı eklem iltihabı ve omurga hastalıkları görülmüş; tek ürüne olan bağımlılık, ürün alınamadığı dönemlerde ciddi kıtlıklara yol açmıştır. Gelelim Bilişsel Devrimin tuzaklarına: Harari’nin ifade ettiği gibi, bir anda besin piramidinin tepesine sıçramamızı sağlayan bu zihinsel değişim Homo sapiens’i korku ve endişelerle dolu bir Muz Cumhuriyeti diktatörüne dönüştürdü ve bu da savaşlara ve iklim felaketlerine zemin hazırladı. Bireysel ve güncel olarak ele aldığımızda ise, içinde yaşadığımız karmaşık dünyanın zihinlerimize ağır gelmesi sonucu, sürekli geçmişte yaşadıklarımızdan pişmanlık duyan ve gelecekle ilgili endişelenen stresli ve mutsuz bir tür olduk.

Düşünmek kaçınılmaz! Öyleyse?

Düşünmenin kaçınılmaz olduğunu kavradığımıza göre, bize zarar vermemesi için onu nasıl kanalize edebileceğimize bakalım ve öncelikle geçmişi ele alalım. Geçmişte bizim kontrolümüzde olan veya olmayan çeşitli olumsuzluklar başımıza gelmiş olabilir. Bununla birlikte geçmiş başarılarımızı ve tecrübelerimizi de içerir. İşte düşünmemiz ve minnet duymamız gerekenler de bunlar. Geleceğin bilinmezliği de korkutucu ve endişe verici olabilir. Ama gelecekte fırsatlar da mevcut. Ayrıca kısa-orta-uzun vadeli hedefler belirleyip ve bunlara odaklanıp kendi geleceğimizi adım adım inşa etmeye de odaklanabiliriz ve karşımıza çıkabilecek fırsatlar için umutlu olabiliriz.

Anahtar, nafile bir çabayla zihnimizi durdurmaya çalışmak değil, onu doğru yönlendirmektir.


 Murat İstektepe
Aralık 2025

Kapak resmi ChatGPT ile oluşturulmuştur.